Aktörün İngilizcesi Ne? Sahnede Bir Rolü Oynamak
Ankara’nın kalabalık caddelerinde yürürken, bir anda aklıma eski bir çocukluk anısı geldi. Belki de bu düşünce, her gün işe giderken gözlerimdeki hızı biraz yavaşlatmamı sağladı. Hatırlıyorum, küçüklüğümde bir arkadaşımın annesi, “Benim oğlum bir aktör olacak,” demişti. O zamanlar bu kelime bana biraz büyülü gelirdi. Yani, bir insanın “aktör” olması demek, gerçekten başka bir dünyaya ait biri olması demekti. Peki, “aktör”ün İngilizcesi neydi?
Bir Kelimenin Derinliklerine İniş
Günümüzde, kelimeler bir kültürü, bir anlayışı ya da bir yaşam biçimini yansıtabilir. “Aktör” kelimesi de sadece sahnede rol alan birini ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda yaratıcı düşüncenin, hikaye anlatımının ve insan ruhunun çeşitli halleriyle buluşan bir kavramdır. Türkçede “aktör” ya da “aktris” olarak kullanılırken, İngilizceye geçtiğimizde karşılık olarak “actor” ve “actress” terimleri devreye giriyor.
Bu kadar basit bir soru gibi görünen “Aktörün İngilizcesi ne?” aslında, İngilizce dilindeki derinliğe inildiğinde, bazı ilginç farklar ortaya çıkabiliyor. “Actor” kelimesi aslında cinsiyet farkı gözetmeden, her iki cinsiyeti de kapsayan bir kullanım kazanmış durumda. Özellikle son yıllarda, dildeki cinsiyet eşitliği tartışmalarına paralel olarak, “actor” artık hem kadınlar hem de erkekler için kullanılabiliyor. Bu durum da, bir bakıma, tiyatroda ve sinemada herkesin eşit olabileceği, her rolün herkese ait olduğu anlayışını yansıtıyor.
Sahnedeki İkilik: Kadın ve Erkek Aktörler
Çocukken annemle birlikte gittiğimiz tiyatro oyunlarında, her zaman bir aktör ve bir aktris vardı. Onlar sahneye çıktıkça, dünyaları büyülü, hikâyeleri inanılmaz gelirdi. Şu an düşününce, aslında bir anlamda, o anlar bana biraz da sosyal olarak neyi nasıl tanımladığımızı öğretmişti.
Bugünlerde, iş hayatımda birçok alanda çalışırken, fark ettiğim bir şey var: Çevremdeki herkes, bir şekilde bir rol oynuyor. Kimisi sahnede, kimisi ofiste, kimisi de hayatın ortasında. Tıpkı tiyatroda olduğu gibi. Ancak, aktörlük ya da herhangi bir sahne işinin sadece bir meslek olmadığını, insanın kendi hayatında da bir aktör gibi davranabileceğini düşünüyorum. Yani her gün bir rol oynuyoruz. Bu durum, aslında çoğu zaman bilinçli bir tercih değil, hayatın gerekliliği oluyor. Bu noktada, kelimenin her iki anlamını da içeren bir hayat şekli çıkıyor karşımıza.
Aktörlük, Bir Sahnede Olmak
Bir anı gelir, seni sahneye çıkarmışlardır. İşte o an, senin aktör olma zamanındır. Kimileri bunu hayatı boyunca sahnede yapar, kimileri de sıradan bir ofis çalışanı olarak “oyunu” iş yerinde sürdürür. Mesela ben, ekonomi okudum ve veriyle uğraşıyorum. Ama bazen o verilerin içinde, adeta bir hikaye arıyorum. Bir oyuncu gibi değil mi? Her gün bir rolü oynamak, bir hikayeyi anlatmak. Öyle ya da böyle, bir şekilde herkes bir sahnede. Bazı sahneler sahici, bazılarıysa sadece maskelerle dolu.
Ankara’da, yaşamın içinde sürekli bir arayış var. Herkes kendi “rolünü” üstlenmiş. Ama esas olan, işte o maskelerin arkasındaki insanın kim olduğunu keşfetmek. O yüzden de bazen ofisteki “aktörler” arasında, önemli bir ayrım yok. Bir insan, istediği bir alanda bir hikaye yaratıp, bir anlamda her gün sahnede rol oynayabilir. Veri analisti olarak her gün yüzlerce rakamla konuşuyorum. Ama bir bakıyorum, her sayıda, bir hikaye, bir dramatik yapının izleri var.
Aktörün İngilizcesi: “Actor” Kelimesi ve Dilin Evrimi
Dil ve anlam zamanla şekil değiştirir. Geçmişte, “actor” ve “actress” arasında ciddi bir ayrım vardı. Ancak günümüzde, özellikle sinema ve tiyatro endüstrisinin çeşitlenmesiyle, bu ayrım yerini daha kapsayıcı bir dile bırakmış durumda. Birçok kurum, cinsiyet ayrımı yapmadan sadece “actor” kelimesini kullanmayı tercih ediyor.
Bir de, “actor” kelimesi sadece İngilizcede değil, diğer dillerde de benzer evrimleri geçirdi. Mesela, Fransızca’da “acteur” aynı şekilde her iki cinsiyeti kapsayabiliyor. İşin ilginç yanı, bu değişimin sadece kelimelerle sınırlı kalmayıp, toplumsal algıyı da dönüştürmesidir. Çünkü dildeki her değişim, arkasında bir toplumsal hareketi ya da bir evrimi yansıtır. Bu, bazen küçük bir kelime gibi görünen değişimin, aslında daha büyük bir dönüşümü ifade ettiğini gösteriyor.
Sonuç: Herkesin Rolü Var
Şimdi, “Aktörün İngilizcesi ne?” diye sormaya devam ederken, aslında bir anlamda herkesin hayatında bir aktör olduğunu fark ediyoruz. Günlük hayatımızda, belki sahnede değiliz ama her gün, farkında olmadan bir rol oynuyoruz. Çocukluk hayalimdeki aktörle, şu anki gerçeklik arasında bir fark var mı? Bilmiyorum. Ama her işin içinde bir hikaye olduğu kesin. Verinin içinde de, iş yerinin içinde de bir anlam var. Bazen, sadece o anlamı görmek gerekiyor.
Bir kelime sorusunun yanıtı aslında hayatın her anına yayılabilir. İster sahnede ister yaşamın başka alanlarında olsun, herkes bir aktör; herkesin oynadığı bir rol var.