Askeri Şubeler Kaçta Kapanır? Bir Gece, Bir Sorunun Ardında
Kayseri’nin o soğuk akşamlarından birindeydik. Kışın kasvetli havası, şehrin üzerine yavaşça çökmüş, sokak lambaları bile ışıklarını tam anlamıyla yayamıyordu. O akşam, bir soru vardı kafamda. Askeri şubeler kaça kadar açık? Bir şeylerin farkına varmak için bir adım atmak gerekiyordu, ama hiç beklemediğim bir şekilde o soru, çok daha derin duyguları uyandıracaktı.
Bir Telefon, Bir Karar
Akşam üzeriydi, kaybolmuş bir gündü. Bir telefon çaldı. Arayan kişi annemdi, sesinde bir gariplik vardı. Hemen aldırış etmedim, ama telefonu açınca, “Oğlum, sana bir haberim var. Sözleşmeli askerlik başvurusunun son günüymüş, bir göz atsan iyi olur.” dedi. O an, vücudumda bir şeyler hissettim. Bu haber, birdenbire bana bir şeyler hatırlattı. Ama ilk başta anlamadım. Belki de istemediğim bir şeyi yapmak zorunda kalacağımın farkına varmam bir anda oldu.
Çünkü askerliğe başvurmak, her zaman için hayatımın büyük sorularından biriydi. Hem heyecan, hem kaygı. Kafamda bin bir düşünce, ne yapacağım? Hemen karar veremeyecek kadar kararsızdım. Kendimi hala 18 yaşındaki, askerliğe ne zaman gideceğini bilmeyen genç gibi hissediyordum.
Savaşım: Zihnimdeki Karar
Saatler geçtikçe, kafamın içindeki sesler çoğaldı. “Git, başvur! Zaten bir süre sonra gelecek bir şey bu. Neden kaçırıyorsun?” diyordu bir tarafım. Diğer tarafımsa, “Ne gerek var? Hayatını değiştirecek bu karar, belki de istemediğin bir şeydir…” diyordu. O an, sadece bir karara varabilmek için kendi kendime düşündüm. Bir yanda annem, bir yanda toplumsal baskılar, hepsi birbirine karıştı.
Birden, askeri şubelerin kaçta kapandığını hatırladım. Kafamda binlerce soruyla, bir bakıma yetişmeye çalıştım. Saat 18:00’di, şubelerin kapalı olacağı saat yaklaşmıştı. Bir süre önce unutmaya başladığım ama hala bir köşede duran bu düşünce, artık beni endişelendirmeye başlamıştı. “Ya geç kalırsam?”
Bir anlık bir korku, bir telaş. Sonra bir şey fark ettim: Hayatımda ne kadar çok acele etmeyi seviyorsam, bir o kadar da ertelemeyi seviyorum. Ne garip! Şimdi karar vermek zorundaydım.
Geceye Dönüş
O anki duyguları anlatmak zor. Gerçekten ne hissettiğimi bile anlamadan, evden çıktım. Kayseri’nin sokakları o kadar soğuktu ki, havanın içine adım attığımda vücudum bir anda irkildi. Ama bir yandan da bir şeylerin değişeceğini, bir kapının aralanacağını biliyordum. Askeri şubeler kaçta kapanırdı? O sorunun cevabı, artık bir anlam taşımaya başlamıştı.
Bir yandan da hızla adımlarımı atarak, aslında kendi içimde bir savaş vermekle meşguldüm. “Git, git, geç kalma” dedim. Bir şeylerin değişmesini istiyordum, ama ne olursa olsun, bu adım, belki de en önemli kararımdı.
Karar Anı
Şubeye vardığımda, kapı kapanmak üzereydi. İçeride birileri vardı. Yavaşça içeri adımımı attım. Biraz heyecan, biraz da pişmanlık karıştı içime. Görevli memur bana gülümsedi, “Hayırdır, son başvuru saati neredeyse geçti, ama yine de yardımcı olabiliriz.” dedi. İçimdeki kaygı biraz azaldı. Sonra hızlıca gereken işlemleri tamamladım.
Gerçekten “başvurdum” demek ne kadar garipti. Ama şunu fark ettim: Ne kadar acele edersek edelim, bazı kararlar zamanla daha netleşiyor. O gece, askerlik gibi büyük bir kararı ne kadar kaygıyla ve kafa karışıklığıyla alsam da, bir şeyin farkına varmıştım. Hayat bazen acele etmeyi gerektirse de, bazen de biraz sakinleşip düşünmek gerekiyor.
Bir Kez Daha
Kayseri’nin sokaklarında, o kararsız halimle yürürken düşündüm: “Askeri şubeler kaçta kapanıyor?” Bu basit soru bile aslında içindeki heyecan ve kaygıyı anlamaya yetti. Gelecek, bazen görünmeyen bir yol gibiydi. O gece bir kapı açıldı. Bazen hayatın içinde, ne olduğunu tam anlamadan adımlar atmamız gerekebiliyor. Ama belki de bu, hayatın en güzel yönü. Her şey bir soru, bir cevap, bir adım.